Kübra Fırat

Soruların Dünyasında Cevap Aramak

Kübra Fırat

İnsan, dünyaya indirilen yegane varlık… Dünya’ya ait olmadığı o kadar aşikardır ki her anında en iyisini elde etmek, en mükemmeli olmak ister. Böyle kodlanan bir ruha sahip çünkü. Herkes ait olduğu yerde nasıl huzurluysa ruh da ait olduğunu aramakta. “Ruh eşimi buldum” ifadesi buradan geliyor olsa gerek… 

Peki, gerçekten insan ruh eşini bulabilir mi? Dünya’ya indirilen ve beden denilen kıyafete saklanan ruh, aynı şekilde başka bir ruhu bedenin gölgesinde tanıyabilir mi? İmkanı yok kanımca… Öyle olsaydı bu kadar ayrılık neden olur ki? Sonuçta “ruh eşi” demek etle tırnak gibidir. Et tırnaktan ayrılmaz lakin ruh eşini bulduğunu iddia ettiğin ruhtan zor da olsa ayrılabilir insan… İşte tam da bu noktada anlıyor insan, burası dünya ve burada “hiçbir şey istediğimiz düzeyde mükemmel olmayacak” ruh eşini de bulamayacaktır insan.

Ne zaman akıllanır insan peki? Bu iradeye ne zaman varacaktır? Sanırım başımız musalla taşına değince… Pekimükemmel bir hayat yaşamayacaksak neden indirildik buraya? Neden bu imkansızlıklar içinde imkan olmaya veya imkanı aramaya koyulduk? Bu dünya soruların dünyası, yanıtlar ise ancak sonrasında saklı… Yanıtsız gitmek, yanıtsız bırakılmak, sorularla yaşamak… Alışır insan elbet… Bu da kodlanmış bu ruha… Ortama alışmak, iyiye alışmak, kötüye alışmak, acıya alışmak ve en önemlisi unutmaya alışmak…

Her şey bu ruha kodlanmışsa, soru sorma iradesi de mevcutsa kulunu yanıtsız bırakır mı Yaradan? Elbette bırakmaz… Cevaba ulaşmak isteyen beş duyu organını işe koşup kendini bulmalı, kendini bilmeli… Kendini bildiysen yanıtı da buldun demektir. Velhasıl yanıt insanın kendisinde gizlidir. Kendini tanıma serüvenine başlasan iyi edersin…

Yazarın Diğer Yazıları