Ramazanda Yeniden Başlamak
Meltem Ataş
Ramazan ayı gelince tüm şehrin havası değişir. Sokakların sesleri aynı olsa bile, bütün kalplerde huzurlu bir sakinleyiş belirir. İmsak vaktinden akşam ezanına kadar süren o açlık, susuzluk insanları en çokta kul olmayı, sabrın tecellisini gösterir. Çünkü ramazan ayı insanlara sofrada karnını doyurmadan öte kalbini doyurmayı öğretendir.
Her yıl gelen ay önceki ramazan ayından farklıdır. Farklı farklı kalplere huzurlu bir atmosferde misafir olurlar. Hele de gençlerin yüreğine dokunmuşsa değmeyin keyfine. Onlara genç yaşta ibadet etmenin huzurunu öyle bir gösterir ki, kul olmanın güzelliği ile adeta bütünleşen kalplerdir.
Ülkemize dönüp baktığımız zaman, hız çağını yaşadığımız dönemlere denk geldiğimizi hepimiz görebiliyoruz. Telefonlardan, bilgisayarlardan yükselen bildirim sesleri; yetiştirilmesi gereken bitmek bilmeyen işler, hazırlanması gereken dosyalar, bitmeyen toplantılar ve kurulan devasa hayaller...
Özellikle gençler bu hayatın içerisinde en çok koşuşturan gruplardan biridir. Ama ramazan ayı ile buluşunca bu genç gönüller bu koşuşturmaya bir ara verir. 'Dur' işaretidir onların karşısına çıkan. Kendilerine dönüp baktıklarında açlıkla değilde farkındalıklarla yüzleşir onlar. Oruç tutan genç; iradesine sahip olmaya çalışırken gün boyu yemekten içmekten ziyade; öfkeye, kavgaya, tartışmaya, anlamsız sözlere karşı sabır gösterir. Karakterinde bir güç otoritesidir oluşan. Çünkü gönüllü olmak, yüksek sesle bağırmak değil zamanı gelince susmasını bilmektir.
Ailece yapılan iftarlar gençlerle daha bir anlam kazanır. Sevdikleriyle bir araya gelerek birlikte oturulan o masalar; konuşulmayan konulara, görünmeyen yüzlere, beraberce hareket edilmemiş nice konulara değinirki; sevdikleriyle birlikte aynı anda, aynı zaman diliminde ve böylesine güzel bir niyetle buluşulan ender zaman dilimlerinden birini yaşar.
Ve Ramazan genç gönüllere yeniden umudu öğretir. Onlara yeniden başlama cesareti verir. Arınma, toparlanma imkanı sunar. Aslında her iftar, her sahur yeniden dirilişin ve şükrünün ta kendisidir.
İnsan en çokta susarken seslenir bu ayda. Kendi içine döndükçe, eksiklerini görerek günahlarından arınır. Çünkü ramazan arınmanın ta kendisidir.
Ezan saatine yakın bir koşuşturmaca başlar. Fırınlarda oluşan ekmek kuyrukları, marketlerde son dakikaya getirilmiş alışverişler, evlerde kurulan muhabbet dolu heyecanlı sofralar, ramazan pidesi, hurma ve bir bardak suyla açılan oruçlar. Hele o son dakikalarda ezanı beklerken dakikalar geçmek bilmez adeta. İftar sofraları farklı bir hikâyedir aslında. Bir hurma bir bardak su ve ezan sesi...
Ramazandan bahsederken sahur vaktine değinmemek olmaz elbette. Bu vaktin ramazan ayındaki yeri hepimiz için apayrıdır. Her evde gönüllü sahurcular vardır elbette. Herkes mışıl mışıl uyurken, mutfakta hummalı bir telaş içerisinde olur onlar. Kimseyi rahatsız etmeden sessizce çalışan mutfağın en güçlü kahramanlarıdır. Sonrasında oda oda gezip kapıları çalmak, herkesi sahura kaldırmak ayrı bir zevktir onlar için. Herkes uyansa da onların görevleri asla bitmez. Masayı toplamak, ortalığı düzenlemek, ezan saatini beklemek derken; üç dört saatlik uyku ile güne sabırla direnen ramazan ayının, fark edilmeyen gladyatörleridir onlar.
Ramazan ayı böyledir işte. Sizi asıl olmanız gereken kişiler yapar. Atılan her tohumun bir orman olarak size geri döneceği muazzam zamanlardır. Ramazan ayı bitince bize arınmış tertemiz bir kalp ile güçlü bir irade, çoğalan merhamet ve rahmet ile rabbine fazlaca yaklaşmış bir ruh kalır.
RAMAZAN-I ŞERİFİMİZ MÜBAREK OLSUN
İçimizdeki sükunet müslümanlığı hatırlatan bir bilinç ile bizi biz yapan o güzel insanı oluştursun…